Saç tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu, fön makinesinin bile yeni olduğu yıllardan dijital çağın hızına, trendlerin ve tekniklerin nasıl değiştiğini anlatıyor. Usta-çırak geleneğiyle başlayan meslek yolculuğu, bugün son teknolojiyle geliştirilmiş ürünlere uzanıyor.
Saç tasarımı, yalnızca modanın değil, teknolojinin ve toplumsal alışkanlıkların da aynası. Bir dönemin ağır metal uçlu fön makineleri, sınırlı boya seçenekleri ve perma furyası; bugün yerini sonsuz ürün çeşitliliğine, global trendlere ve dijital ilhama bıraktı. Mesleğe usta-çırak ilişkisiyle adım atan, uluslararası fuarları birebir takip ederek çalışan ünlü saç tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu, geçmişin koşullarıyla bugünün hızla değişen dünyasını karşılaştırıyor. Zeytinoğlu’nun anlattıkları, saç tasarımının yalnızca estetik değil, aynı zamanda bir kültür ve zaman meselesi olduğunu hatırlatıyor, mesleğe başladığı yıllardan bugüne uzanan yolculuğunda, zanaatin nasıl evrildiğini; trendlerin, ürünlerin ve bakış açılarının nasıl değiştiğini anlatıyor.
Mesleğe başladığınız yıllarla bugünü karşılaştırdığınızda neler söylersiniz?
Aslında karşılaştırmak bile zor. Biz tamamen usta-çırak ilişkisiyle yetiştik. Ustamızdan ne görüyorsak onu yapıyorduk. İnternet yoktu, Instagram yoktu. Bir ürünü merak ettiğinizde yazıp anında bulabileceğiniz bir dünya yoktu. Şimdi her şey çok hızlı, bilgiye ulaşmak çok kolay.


O dönemlerde trendleri ve yenilikleri nasıl takip ediyordunuz?
Uluslararası fuarlara gidiyorduk, CosmoProf Fuarı en iyilerindendi. Her sene yurt dışına çıkıp yeni ürünleri orada keşfedip alıp gelirdik. Marka seçeneği çok sınırlıydı; iki, üç marka vardı, onlarla çalışıyorduk. 2000’lerin başına kadar bu böyleydi. O yıllarda bazı kozmetik firmaları ürünler getirmeye başladı, sektör yavaş yavaş modernleşti.
Teknik anlamda sizi bugün gülümseten detaylar var mı?
Çok var. Benim başladığım yıllarda fön bile yeniydi. Saçları sıcak maşayla düzleştiriyorduk. Fön makineleri metal uçluydu, ağırdı, çok ilkeldi. En eski ustam mizample kullanıyordu; saçı tutsun diye birayla bile sararlardı. Bugünden bakınca inanılmaz geliyor ama o günün şartları buydu.


Renk ve perma anlayışı da oldukça farklıydı o yıllarda, değil mi?
Kesinlikle. Renk seçeneği yoktu, boya kalitesi düşüktü. 80’li yıllarda ciddi bir perma furyası vardı; herkesin saçı kıvır kıvırdı. Perma saçı çok yıpratıyordu, açıcı gibi düşünün. Bir kere yaptıran genelde bir daha yaptırmazdı. Yapıldıktan sonra iki–üç sene saça müdahale edilmezdi. Yerli bir marka vardı, kokusu çok keskindi.
90’lardan sonra sektörde nasıl bir kırılma yaşandı?
90’lardan sonra yükseliş başladı. Permadan sonra topuzlar öne çıktı. Asıl büyük değişim internetle geldi. Artık dünyada ne oluyorsa buradan da görebilir hale geldik. Şu anda yurt dışında olan her ürün burada da var.


Saç rengi trendleri nasıl evrildi?
Eskiden ana rengin üzerine sık röfle yapılırdı. Meç modası vardı; herkesin saçı neredeyse aynıydı. Şimdi ana rengi değiştiriyoruz, renklendirmeyi ona göre planlıyoruz. Daha kişisel, daha doğal sonuçlar hedefleniyor. Eskiden koruyucu ürünler olmadığı için saç rengi çok açıldığında ciddi hasar görüyordu; toparlanması uzun zaman alıyordu.
Bugünün renk trendleri neler söylüyor?
Soğuk tonlardan çıkıyoruz. Sıcak tonlar daha parlak ve daha canlı. Kahve, tarçın, tütün tonları bu sene çok öne çıkıyor. Sarılarda ise daha bej, yansıması sıcak tonlar tercih ediliyor. Daha sağlıklı ve doğal bir görünüm arayışı var.
Bakım tarafında en büyük değişim ne oldu?
Bakım artık işin merkezinde. Özellikle ince telli saçlarda keratin botoksu çok etkili oldu; saçın yapısını gerçekten değiştiriyor. Doğru ürünle ve doğru uygulamayla farkı hemen görüyorsunuz. Keratin düzleştirici bakımı ise çok kuru, kabarık, kıvırcık saçlarda uyguluyoruz ve sonuçları çok başarılı. Son birkaç senedir bu iki bakım çok tercih ediliyor, markalar da bu yönde ürün geliştiriyor.
Evde bakım alışkanlıkları da değişti mi?
Evet, evde uygulanan bakımlar inanılmaz çeşitlendi. Bizim hem kullandığımız hem çalıştığımız belli markalar var; örneğin Kerastase. Profesyonel bakım artık sadece salonda değil, evde de devam eden bir süreç haline geldi.
Usta-çırak geleneğinin sizin için yeri hâlâ önemli mi?
Çok önemli. Yeşilköy’de Baykan Savaş’ın yanında yetiştim. Hâlâ arada gelir, 70’li yaşlarında olmasına rağmen halen tutkuyla çalışıyor. Ustamızdır, saygımız sonsuz. Bugün bir şeyler yaptıysak onun çok büyük etkisi var üzerimizde.

Geleceğe baktığınızda sektörü ne bekliyor?
Şenol Zeytinoğlu: Sürekli yeni ürünler çıkıyor, teknoloji durmuyor. Ama ne olursa olsun işin temelinde yine göz, el ve deneyim var. Teknoloji yön gösterir ama son dokunuş hâlâ ustanın elinden çıkar.